Hakkımızda

14 Ağustos 2017'de kurulan Gemi, çocuk ve gençlik dergisidir.


Yazılarınızı dilarapinar5@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

21 Kasım 2017 Salı

Ay ve Güneş


Yeni bir gün olmuştu.

Güneş “Merhaba” diyordu. “Yeni bir güne, umuda merhaba!”

Gittikçe yükseltiyordu sesini sanki dünyayı uyandırmak ister gibi: “Merhaba!”

Daha da, daha da abartıyordu, Güneş. Daha da çok bağırıyordu. Bu bağrışmalar, çığlığa dönüşüyordu. Kulağı zedeleyen bir çığlık: “Merhaba!”

Hemen bir bulut yetişti bu çığlığa. Öyle rahatsız olmuştu ki atıvermişti kendini Güneş’in önüne: “N’oluyor? Ne bu çığlık? Uyumak, çok zor bu seste.”

Güneş, bunu umursamıyordu. Bağırmaya devam ediyordu.

“Merhaba. Merhaba dünya. Merhaba umut.”

Bulut’un sabrı artık taşmış şekilde, Güneş’in yanına dikildi: “Kardeşim, senin derdin ne? Ne istersen veririm, yeter ki sus.!”

Güneş, durmuyordu, inatla çığlık atmakla meşguldü.

Bulut, Güneş’i kendi haline bırakmanın en iyisi olduğunu düşündü.

Eve giderken eski okul arkadaşı Kara bulut’la karşılaştı. Kara bulut, çok sinirliydi sınıftaki herkes ondan korkardı. Acaba hala aynı mıydı? Selam vermeden bilemezdi.

“Merhaba Kara Bulut Abi, uzun zaman oldu. Nasılsın?

“N’apalım, ufaklık. İşte, iş güç. Ee, öyle her yere yağmur götürmek kolay değil. Oldukça yorucu oluyor.”

Bunu duyduğunda garip bir fikir geldi küçük Bulut’un aklına. Kara Bulut Abisiyle Güneş’in önünde çarpışacak, yağmurdan dolayı Güneş de kaybolacaktı. Kara Bulut’a anlattı. Kara Bulut kabul etti.

İki bulut, sohbet ede ede Güneş’in yanına geldiler. Çarpıştılar. Yağmur başladı.

Güneş, üzülmüştü bu işe. Parıl parıl parlayamayacak, dünyaya umut dağıtamayacaktı. Yağmurun dinmesini beklemeye koyuldu. Kendinden emin bir şekilde, “Bu yağmur, elbet dinecek. O zaman ben yine umutla bağıracağım. O halde, beklemeliyim.” dedi.

1 saat geçmişti hala yağmur durmuyor, yağıyordu.

2 saat geçti.

3 saat geçti.

Güneş’in sabrı artık tükeniyordu.

6,7,8,9,10,11,12…

Tam 12 saat olmuştu.

Güneş, artık gökyüzünü terk etti, Ay’ın yanına doğru gitti. Ay’ın evinin önüne geldiğinde iki üç kez tıklattı kapıyı.

Ay kapıyı açıp, “N’oldu neden bu saatte geldin? Kötü bir şey mi oldu yoksa?” diye sordu Güneş’e.

“Yok. Önemli bir şey yok. Ama yağmur bir türlü dinmiyor. Ben de görevimi yapamıyorum.” dedi Güneş.

“İyi ama benim ne gibi bir yardımım dokunabilir?” dedi Ay.

Güneş de, “Bir süreliğine benim yerime sen beklesen Benim uykum geliyor. Uyuyamıyorum.”

Ay, bunun üzerine: ”Kabul ederim ama bir şartım var.” dedi.

Güneş de, “Nedir o şart?” diye sordu.

“12 saat sen, 12 saat de ben bekleyeceğim. Yoksa tüm gün boyunca katlanamam beklemeye.” dedi Ay.

Güneş’le Ay nöbetleşe beklediler yağmurun dinmesini. Her ikisi de memnundu bundan. Hem Güneş’e yardım oluyor, hem Ay’a iş güç oluyordu.

Artık, bunu sürekli iş haline getirmeye karar verdiler. Güneş, umut dağıtırken, Ay da gece karanlıkta Dünya’yı aydınlatıyordu.

İkisi de, memnundu bu işten. Emekli olmayı düşünmüyorlardı. Böylece gece ve gündüz  meydana geldi.

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Merhaba

Dergimizin ilk yazısını yazıyoruz.
Bu, çok heyecan verici.
Dergimiz 7-17 yaş arasına hitap eden çocuk ve gençlik dergisi olacaktır.
Bu yaş grubundan gençlerle yetişkinler yazı gönderebilir.
Edebiyat ağırlıklı bir yazarlık atölyesi olacak.
Farklı fikirleri olanlar, rahatlıkla paylaşabilir.
Tamamen serbest temalarla çalışacağız.
Serbest konular olacak.
Yazılarınızı bekliyoruz.
Yazılarınızı dilarapinar5@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.
Selamlar.
DİLARA PINAR ARIÇ